Zeynep, üçüncü sınıfa giden meraklı ve hayal gücü geniş bir öğrenciydi. Okul çantasını her sabah özenle hazırlar, kalemlerini tek tek dizerdi. En sevdiği kalemi, üzerinde küçük yıldız desenleri olan mavi bir kurşun kalemdi. Bu kalemi eline aldığında kendini daha mutlu ve cesur hissederdi. Ama Zeynep henüz bu kalemin sıradan olmadığını bilmiyordu.
Bir gün Türkçe dersinde öğretmeni, “Bugün hayal gücünüzü kullanarak kısa bir hikâye yazmanızı istiyorum.” dedi. Zeynep hemen mavi kalemini eline aldı ve düşünmeye başladı. Kalemi kâğıda değdiği anda garip bir şey oldu. Yazdığı kelimeler bir anda canlanmış gibi gözlerinin önünde hareket ediyormuş hissine kapıldı.
Zeynep şaşkınlıkla kalemine baktı ve “Acaba ben mi hayal görüyorum?” diye mırıldandı. Tekrar yazmaya başladı ve bu kez “Uçan bir kedi vardı.” cümlesini kurdu. O anda sınıfın penceresinin önünden gerçekten de küçük bir kedi uçup geçti. Zeynep gözlerine inanamadı ve kalbinin hızlı hızlı attığını hissetti.
Ders bitince en yakın arkadaşı Elif’e koştu ve “Sana çok tuhaf bir şey anlatacağım.” dedi. Elif merakla “Ne oldu?” diye sordu. Zeynep başından geçenleri heyecanla anlattı. Elif önce inanmakta zorlandı ama Zeynep’in ciddiyetini görünce “Belki de kalemin sihirlidir.” dedi.
Ertesi gün Zeynep kalemini tekrar denemeye karar verdi. Defterine “Bahçede rengârenk çiçekler açtı.” yazdı. Birkaç saniye sonra okulun bahçesi gerçekten de rengârenk çiçeklerle doldu. Zeynep bu duruma hem sevindi hem de biraz korktu.
Zeynep bir süre düşündü ve “Bu kalemi dikkatli kullanmalıyım.” diye kendi kendine konuştu. Çünkü yazdığı her şeyin gerçek olması büyük bir sorumluluktu. Bir gün canı sıkıldığında “Okul bugün tatil olsun.” yazmayı düşündü ama sonra vazgeçti. “Ya herkesin planı bozulursa?” diye düşündü.
Bir gün sınıfta bir arkadaşının kalemi kırıldı ve üzgün bir şekilde “Şimdi ne yapacağım?” dedi. Zeynep hemen defterine “Ali’nin yeni ve sağlam bir kalemi oldu.” yazdı. Bir anda Ali’nin masasının üzerinde yepyeni bir kalem belirdi. Ali şaşkınlıkla “Bu nasıl oldu?” diye sordu.
Zeynep gülümsedi ama sırrını açıklamadı. İçinden “Bu kalemle sadece iyi şeyler yapmalıyım.” dedi. O günden sonra kalemini sadece yardım etmek ve güzellikler oluşturmak için kullandı. Hasta bir kediyi iyileştirdi, kırık bir oyuncağı tamir etti ve arkadaşlarının yüzünü güldürdü.

Bir süre sonra Zeynep kalemin artık eskisi gibi sihirli olmadığını fark etti. Ne yazarsa yazsın artık hiçbir şey değişmiyordu. Önce biraz üzüldü ama sonra bunun nedenini anladı. “Belki de artık sihire ihtiyacım yok.” dedi.
Zeynep artık kendi çabasıyla iyilik yapmayı öğrenmişti. Kalem sihrini kaybetmiş olsa da Zeynep’in kalbi hâlâ iyilikle doluydu. Herkese yardım etmeye devam etti ve arkadaşları tarafından çok sevildi.
Bu masalın öğretici mesajı şudur: Gerçek sihir, sahip olduğumuz eşyalarda değil, kalbimizdeki iyilikte ve yaptığımız güzel davranışlardadır.





